Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

Kuşluk vaktine and olsun,

Karanlığı çöktüğü vakit geceye and olsun ki,

Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da!

(Duhâ 1-3)

 

İnsan… Arşın sürgünü, arzın eşref-i mahlûkâtı… Bir kadim yolcuğun izzet bahşedilen yolcusu, dünya konağının konuğu… Derûnunda Âdem babamızdan miras hep bir terk edilmişlik duygusu… Oysa ne diyor Cenâb-ı Hakk “Rabbin seni terk etmedi! Sana darılmadı da!”

 

İnsanoğlu olarak hepimiz bir var olma mücadelesi veriyoruz. Bu mücadelenin ayyuka çıkan gürültüsü içinde unuttuğumuz çok şey oluyor. Önce ilk öğrendiklerimiz unutuluyor… Bizi unutmayan, terk etmeyen bir yaratıcının özümüze nakşettiği ilk bilgidir ‘Rabb’ bilgisi ve biz, nisyandan türeyenler ilk o bilgiyi unutuyoruz. Sonra da anlamaya çalışıyoruz akışına katıldığımız kâinatı. Zübde-i âlem olan kendimizi anlamaktan bile acizken üstelik. Zaten kendimizi bilsek ve anlasak Rabbimizi de bileceğiz ya! Birinin yüksek sesle “Unuttuğunu Hatırla ki Kâinatın Dili Çözülsün” demesi gerekiyor belki de… Belki de bir uyarıcı bekliyoruz.

***

Halbuki bizi uyaracak olan da düştüğümüz yerden kaldıracak olan da ve bize yol aldıracak olan da yine BİZ’iz!!! İnsanlığımızla, günahımızla ve sevabımızla kısacası kulluğumuzla değerliyiz. İçimizde bir yerlerde bizi yeryüzünün halifesi makamına taşıyacak olan bir güç var. Ve o gücü kullanmaya vesile bir âlet… Nefs… Öyle sanıldığı gibi insanı sade yanlışa götüren bir güç değildir nefs. Aksine bu uzun yolun hilm ile menzil aldıran bineğidir, “İnsanlığın Yükselen Değeri: Nefs Psikolojisi”… Yeter ki biz onu doğru okumasını bilelim.

***

Yol bunca çetin ve şartları böylesine keskinken zinde kalmak elzem. İnsan bu! Nisyandan dedik ya, unutuverir de maksadını gaflete düşer Allah muhafaza… Nefisini binek eylemek yerine sırtlayıverir bütün günah yüküyle birlikte. Canı çekilir ruhunun, ışığı söner kalbinin… O kalp ki maneviyatımızın en hayati organıdır. Onun şifası da devası da daimî bir zikrullahtır. Çünkü “Kalbin Canıdır Zikir”

 

Zikrullahı kolaylaştırmanın dili devama alıştırmanın yolu da baktığın her noktada esmâyı okumaktır. Hani Âdem’e (as.) öğretilmişti ya tüm esmâ, hatırla! Yani insan için murad ettiği imtihanda soruları soran da Mevlâ, o soruların cevaplarını insana kodlayan da! “O Esmâ ki Hakikatin Lisanıdır” öyle ise ey insan sen de hatırla! Hatırlayamıyorsan da tâbi ol kâmil bir hatırlayana… 

***

Bu uzun ve zorlu yolda izler bulmaya çalıştık işte sizler için. Her harf, her hece, her söz, her ses ve her göz bir dersti bizim için kendimizden kendimize yol ararken. Bilenlerin gözlerinden bakmaya çalışırken rastladık “Bioskopewala”ya. Farklı olsun dedik, farkta kalmak için farkı yakalamaya taliptik…

 

Yine hikmetli bir yolculuk oldu bizler için bu sayı. Niyazımız o ki, Cenab-ı Hakk, hakkı hak olarak görebilmeyi ve bu uzun yolda geride kalmadan menzil alabilmeyi lutfetsin her birerlerimize.

Yolunuz ve yolumuz açık olsun Sevgili Dostlar…

'Farkta ol, farkında ol'