Şeyma Doğan 2018 Kasım

Tüm Güzel Sıfatlar O’na

Herkesin her şeyle ilgili fikrinin olduğu kendine has süre giden bir zamanda yaşıyoruz. Gereklilikleri var, yaptırımları var, sonsuz olasılıkları var. Sorulacak çok soru, alınacak çok cevap var. Peki, ya doğrular ve yanlışlar?

Hayatın temel kavramlarıyla ilgili birçoğumuzun şüphesi artık yok, olmuyor, olamıyor... Yani bir şeyi kulaktan dolma da olsa öğrendiğimizi var sayıyorsak onu kaldırıyoruz aklımızın kütüphanesine. Dönüp bakmaya değer görmüyoruz. Üzerinde düşünmeye, anlamlandırmaya da çalışmıyoruz. Fakat bazen o temeller sağlam mı diye bir bakmak gerekebiliyor. Çünkü bu zamanda bilgiyi almak istemesek bile maruz kalmak diye bir durum var. Hızlı akışlarda birçok gerekli, gereksiz bilgi yüklenebiliyor insana. Bunu tehlike olarak tanımlayabilir miyiz? Tanımlamalıyız. Çünkü bu gereksiz bilgi yükleri aslında hiç kurcalanmaması gereken dini kaideler üzerine de olabiliyor.

Peygamberimiz (sav.) ile ilgili birçok bilgiye de sosyal medya üzerinden ulaşılabiliyor günümüzde. Bizim asıl merak ettiğimiz ise genç neslin Peygamber Efendimiz (sav.) deyince o ‘kütüphaneden’ hangi bilgileri bulduğu: maruz kaldıklarını mı, doğru bilgileri mi?

Sadece bu bölüm için değerli okuyucularımıza -ulaşabildiğimiz kadarına- iki soru yönelttik.

(Küçük bir hatırlatma yapayım @kalbesimyaileinstagram hesabını takip etmiyorsanız muhtemelen bu aksiyonu görmemişsinizdir, o yüzden lütfen takipte kalın J)

Sorulardan biri “Peygamber Efendimiz (sav.) deyince aklınıza ilk gelen ne oluyor?” idi.

Birçok kullanıcıdan çok güzel cevaplar aldık. Genç hanım takipçilerimizden “güvenilir, huzur, örnek insan, merhamet, şefkat, karşılıksız sevgi, zarafet, hoşgörü” cevabını; genç beyefendilerden ise  “sabır, gül, terazi, gül kokusu, hoşgörü” cevabını aldık.

Peygamber sevgisinin baba sevgisi gibi dosdoğru kalplere nüfuz ettiğinin göstergesiydi adeta cevaplar. Sevgi, saygı noktasında cevaplar tatmin edici, Peygamber Efendimiz’ in (sav.)  ahlakını, kişiliğini, duruşunu da çok güzel tanımlanıyor ancak ‘Peygamberim benim idolümdür’ düşüncesinden sanki biraz uzak. Hayatın her alanında ‘Acaba Peygamberim bu konuda / bu sıkıntıda nasıl bir davranış gösterirdi, nasıl bir çözüm getirirdi düşüncesi ilk akla gelmesi gereken şey değil midir? Yaşadığımız veya yaşayacağımız sıkıntıların, problemlerin çözümü sanmayın ki asırlar öncesinde kaldı. Kuran-ı Kerim de, nakledilen hadisler de zamandan münezzehtir.

İkinci olarak da “Peygamberimiz’i (sav.) hiç tanımamış birisine Onu anlatacaksınız, kullanacağınız kelimeler neler olurdu?” Diye sorduk.  Yine çok güzel cevaplar aldık.

Takipçilerimizin neredeyse tamamı benzer cevaplar verdi. “Dürüstlük, merhamet, sevgi, vicdan, adalet, sadakat, tüneldeki ışık, pusula, huzur, eşsiz, mükemmellik, adalet, sabır, üstün ahlak, örnek insan, nur, düşünceli, güvenilir, dengeli” vb.

Dikkatinizi çekti mi, herkeste benzer duygular, aynı sıcak hisler var. Gerçek olan bu evrensellik işte! Çünkü bizim Peygamberimiz (sav.) ‘müşrikler’de bile aynı duyguları uyandırmamış mı asrısaadette? Kendisine Muhammedü’l Emin deyip mallarını gözü kapalı emanet etmemişler mi?

Müşrikler, Efendimiz’e (sav.) o derece güvenirlerdi ki düşman oldukları halde kendisine en önemli şeylerini emanet olarak bırakırlardı. Efendimiz (sav.) de bu emanetleri kimden geldiğine bakmadan en güzel şekilde muhafaza ederdi. Hatta hicret yolculuğunun başlamasından az evvel evinin etrafını çevirip kendisini öldürmeyi planladıkları zaman da dostu Hazreti Cebrail (as) hadiseyi haber vermişti. O (asm) ise gitmeden evvel canına kasteden müşriklerin emanetlerini “el-Emin”e yakışır bir şekilde müşriklere geri vermesi için Hazreti Ali’ye (ra) bırakacak sonra yolculuğa çıkacaktı. Çünkü O, Muhammedü’l Emin’di (asm)… Allah Resulü (sav) kavminin en üstünü, soy itibariyle en şereflisi, ahlak bakımından en güzeliydi. Cenâb-ı Hak bütün güzel haslet ve meziyetleri O’nda topladığı için kavmi kendisine «el-Emîn» vasfını lâyık görmüştü.

En güzel sıfatlar O’nundu. Hani derler ya kelimeler ‘kifayetsiz kalıyor’ diye, gerçekten öyle.

Peygamber Efendimiz’in (sav.) üstün özellikleri birçok ayette de haber veriliyor. Meselâ, Tevbe Sûresi ‘nde:

(128) ‘And olsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur.’

(129) ‘Buna rağmen yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter, O’ndan başka tanrı yoktur, ben yalnız O’na güvenip dayanırım; O, büyük arşın sahibidir.’

Hz. Muhammed (sav.) bir insan olarak içimizden biridir; fakat Cenâb-ı Allah Onu peygamberlerin sonuncusu olma mertebesiyle onurlandırmıştır. Başka bir âyette ‘bütün varlıklar için rahmet’ (Enbiyâ 21/107)  olarak nitelenen Resûl-i Ekrem’in (sav.) müminlere karşı tutumuna ve hissiyatına ağırlık verilen 128. ayette ise O (sav.), Allah Teâlâ’nın iki güzel ismi ile “raûf ve rahîm” olarak nitelendirilmiştir ki raûf ‘çok şefkatli’, rahîm ‘çok merhametli’ demektir. Yüce Allah’ın hiçbir peygamberini kendi isimlerinden ikisiyle birlikte anmamış olduğu dikkate alınırsa O’nun (sav.) Rabbimizin katındaki derecesi ve bütün bu açıklamalara rağmen O’ndan (sav.) yüz çevirenlerin ne büyük ziyanda oldukları daha iyi anlaşılır. İşte 129. âyette Hz. Peygamber’den (sav.) bu gibi bahtsızların tutumlarından üzüntü duymaması, sadece Allah’a güvenip dayandığını hatırlaması ve onlara da bunu duyurması istenmektedir.[1]

Şüphesiz Peygamber Efendimiz’i (sav.) tanıdıkça daha çok sevebiliriz. Sevdikçe ahlakıyla ahlaklanabilir ve yolunda dosdoğru gidebiliriz. Bunu yapmanın en güzel yollarından birisi de Kuran-ı Kerim ile haşır neşir olmaktır. Çünkü her Müslüman Peygamber Efendimiz’in (sav.) güzellik ve üstünlüklerini, ilmini O’na olan sevgisi kadar derece derece görebilir.

Vesselam.

 

Not: Cevaplarını bizden esirgemeyen tüm takipçilerimize teşekkürlerimizle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[1]  (Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 78)

'Farkta ol, farkında ol'