Hasan Burkay Temmuz 2018

İNSANLARI ANLAMA VE KARDEŞLİK

Kıymetli Kardeşlerim,

Cenab-ı Hakk, Secde Suresi 18-20. ayetlerde meâlen şöyle buyuruyor: “Mü’min olan kimse fasık olan gibi midir? Asla! Onlar hiçbir zaman müsavi değillerdir. İman edip de güzel işler yapanlar için yaptıkları bu güzel işlere mukabil konak olmak üzere Me’va Cennetleri vardır. Fasık olanlara gelince, Allah’a şirk-ortak tanımak suretiyle hakikatten ayrılanların barınacakları yer ise ateştir. Ne zaman ki onlar oradan çıkmak isterler, yine oraya döndürülürler ve onlara öteden beri yalanlaya geldiğiniz o ateşin azabını tadın denilir.”

Kâinatın Efendisi Peygamber (sav.) Efendimiz: “Elmerü mea men ehabbe- Kişi sevdiği ile beraberdir.” buyuruyor.

Sahabe-i Kiramın en büyük endişesi Allah Resulünden, ahiret âleminden uzak kalmak. Bu endişelerini izhar ettiklerinde, Peygamberimiz (sav.) bu hadisi buyurduklarında Sahabe bayram yapmışlardır. Sahabeyi sevindiren en güzel söz olmuştur. Bize de böyle değil mi? Dünyada kimlerle muhabbet eder, kimlerle düşer kalkar, kimlerle alış-veriş yapar, kimlerle hısım akrabalık kurarsak, ahirette de onlarla beraber olacağımızın müjdesidir. Üstazımız Şerafeddin Hazretleri’ne (ks.) “Hiçbir zaman bizler onların mikâbına eremeyiz, o seviyeye çıkamayız, nasıl olur da onlarla beraber olabiliriz?” derler. Hazret: “Bir insan kötü adamlarla düşer kalkar gezer, tozar ama onda bir kötülük yoktur. Yine de karşıdan görenler ne der: “Bak bak işte bu da onlardan.” İşte böyle bizler de Allah dostlarıyla düşüp kalkacağız, görüşüp konuşacağız. Bizim için de aynı şahadeti yapacaklar. Nitekim yapageldikleri gibi. İşte Cenab-ı Hakk bu şahadeti kabul edecek bizi de onlardan kılacak Elhamdülillah.”

Çünkü iki cihan Serveri (sav.) Mescid-i Nebevi’nin içinde oturuyordu. Bir cenaze getirdiler. Ashab, “Kim bu, kim bu?” deyince “Filanca” dediler. “Aman bırakın şunu” gibi laflar ettiler. Allah Resulü (sav.) “ Vacib oldu.” buyurdular. Az sonra tekrar bir cenaze geldi bunun için de sorduklarında “Ah iyi insandı” diye rahmetle andılar. Allah Resûlü (sav.) “Vacip oldu.” buyurdular. Hz. Ömer  (ra.) dayanamadı, “Ne vacip oldu ya Resulullah?” dedi. “Öndekine cehennem buna da cennet vacip oldu” buyurdular. Hz. Ömer (ra.) “Nasıl olur ya Resulullah?” deyince Allah Resulü (sav.) “Sizler yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz.” Buyurdular.

Büyükler insanın üç sınıf dostu vardır demişler:

  1. Gıda gibi

  2. İlaç gibi

  3. Hastalık gibi

Yani Allah Teâlâ gıda gibi her an ihtiyaç duyabileceğimiz arkadaşlar nasib etsin.

Gerçek bir arkadaş insan için dünyaya bedeldir. Bu nedenle dünya ve ahirette de memnun kalacağımız Allah’ın (CC.) rızasını kazanacağımız “ben yokum kardeşim var” diyebileceğimiz hayırlı kardeşlerimizi çoğaltsın ve büyüklerimizin ‘eski bir dost yeni bin dosta bedeldir’ sözünü de hatırlayıp eskilerin kıymetini bildirsin.

Hz. Ali (ra.) buyuruyor: “Her şeyin yenisi, dostun eskisi hayırlıdır.” Tabi güzel olmak, güzel arkadaşlar edinmek, bir takım İslami kaidelere, adap ve erkâna bağlıdır.

İslam dini insanların muaşeretine (birbiriyle görüşüp konuşmalarına, toplum halinde medeniyet üzere yaşamalarına) büyük önem vermiştir.

Müslümanların birbirleriyle geçinmelerinde samimiyet, tevazu, sadelik, sadelik, zorlanma, karşılıklı yardım, nezaket, saygı, sevgi ve hayırseverlik bir esastır.

Dinimizde halk ile geçinmenin kurallarından bir kaçı şöyledir: Herkese karşı tatlı dilli, güler yüzlü, açık kalpli olmak. Bir Müslüman daima güler yüzle tebessüm eder. Hiç kimseyi asık bir yüzle karşılamaz. Allah Resulü (sav.) “Şüphe yok ki, Allah yumuşak huylu, açık yüzlü kimseyi sever.” Buyuruyor.

Yazımıza şu ayet-i celîlenin meâli ile son verelim: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden evvel geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; İman etmiş olanlar için imanlı kalplerimizde bir kin bırakma. Ey Rabbimiz! Sen muhakkak çok şefkatli ve merhametlisin.” (Haşr 10)

Bizler de inşâAllah Rabbimizin şefkat ve merhametine hak kazanırız. Âmin

 

Meviza-i Hasene, Cilt 4

'Farkta ol, farkında ol'