Bahar Konur/ Eylül 2018

                       DRAM VE MERHAMET

Bir mazlumun gözlerindedir merhametin ışıltısı

Ne kadar çok acı var Rabbim!

Bakınca insanın gözlerine...

 

Genetik bilimi son elli yılda çok mesafe katetti. DNA haritamızın çözülmesine az kaldığını söylüyorlar. Baş döndüren keşifler yapılıyor laboratuarlarda. İnsan vücudunun gizemi ve işleyişi hakkında bilgiler yepyeni mahsuller, hatta insan doğasına yapılabilecek müdahalelerle tekno-insan çalışmaları yürüten araştırma şirketleri bulunuyor. Nanoteknolojinin yardımıyla bilgisayarların hızlanması ile robot sektöründe insansı robotlarda her geçen sene yeni şeyler duyuyoruz.  Peki, bu baş döndüren gelişmeler bizi ve hayatımızı ne yönde etkileyecek?

Teknoloji geliştikçe daha hızlı bilgisayarlarımız olacak, mesafeler kısalacak, bir takım cerrahi müdahalelerin başarısı artacak; daha dayanıklı sporcular yetişecek, müsabakalarda yeni rekorlar izleyeceğiz. Hastalıklara yeni ilaçlar ve tedavi için mikro işlemcilerle müdahale edilebilecek. Üretimde hata oranı azalacak, birçok iş robotlar tarafından yapılacak, gen transferleri ile tarımda da daha büyük rekolteler elde edilecek. Yapay zekâ alanındaki gelişmelerle de düşünüp karar verebilen robotlar günlük hayatta yerini alacak.

Uygarlık, sanayi devriminden bu yana hız konusunda sıçrayarak gelişme gösteriyor. Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz pek çok meselenin çalışmalara konu olduğu ve hatta yapıldığını görüyoruz. 50’li yıllarda renkli televizyon yayın yapmaya başlarken, bir kaç sene sonra ABD ayda astronotlarını yürütüyordu mesela.

Dolayısıyla insanın doğasına ilaç, gen vs. müdahalelerle ultra-insan modeli oluşturmak adına çalışmalar yapılıyor. Darwinizmi laboratuar çalışmaları ile adeta kanıtlamaya çalışır bir durum bu. Yani insan ilerlemeye devam ediyor, insanüstü bir canlı oluşumu yolunda.

Uygarlığın sağladığı konfor ve ilerleme kendince insanı da tarif ediyor aslında. İnsan olmak demek sırrı genlerinde saklı ve sonra maddi istekleri karşılanınca da mutlu olacak bir varlık.  Modern hayat tarzı sadelik ve basit bir hayatta gelecek ve mutlu olacak bir şey görmüyor ve göstermiyor.  Politikalar, siyaset, ekonomik modeller, hukuk estetik insan aklının egemenliğinde şekilleniyor. Yeryüzü han değil biz de yolcu değiliz buraya adeta mahkûmuz. Madem ölüm var mümkünse ona da bir çare arayalım laboratuarlarda. Olmadı klonlama teknolojisine daha çok yatırım yapalım.

Bazen bir şeye çok yakından bakınca onu artık göremezsiniz. Maddi varlığına dair pek çok bilgi insanoğlunun hakikatini görmesini engelliyor. Ruhu inkâr edince ucuz zevklerin köleliğine razı olmak mecburiyeti doğuyor. Yiyen, içen, eğlenen, çok kazanan, güçlü olanın yaşama hakkı kazandığı, herkesin özgürce her istediğini yaptığı hedonist bir dünya…

Modern bilim bir dehlizde kabul ediyor insanı. İnsan kendinde karanlığın ve gölgelerin hüküm sürdüğü, düşe kalka yol alan bir varlık. Bu kabul Hıristiyan inancının ilk günah psikolojisinin etkisi gibi görünüyor biraz da.

 

Merhametle boyun eğiş...

 

Araştırmalar gösteriyor ki ergenler arasında artan kaygı ve narsistik eğilimler Batı toplumunda çığ gibi büyüyor. Palyatif tedbirler, psikolojik destekler başarısız kalıyor. Oysa beyin hakkında birçok keşifler yapılıyor, haritası oluşturuluyor; çok incelik gerektiren beyin ameliyatları yapılabiliyor ve yeni nesil ilaçlar piyasaya sürülüyor. Fakat tüm bu gelişmelere rağmen psikiyatri de en başarısız branşı olabiliyor çağın. Bilim, insanı kaybediyor umutsuzca.  Bizim gibi Müslüman toplumlar bir kalkanın arkasında şimdilik. Ama gelen oklara bakınca bizimde büyük bir tehlike altında olduğumuz gün gibi aşikâr.

Merhamet, güç sahibinin gönüllü boyun eğişidir. Ve böylece gücün, imkânın kişinin nefsini zehirlemesinden korunmak demektir.  Nefis, ancak şefkat ve merhamet eğitiminden geçirilerek berraklaşabilir. Bunun çağın en büyük hastalığı olan narsisizm ( özseverlik)  içinde panzehir olacağını uzmanlar söylüyor. Zaten varlığında fıtraten yüklü olan bu yüce duyguların neşvünema bulacağı uygulamalara ihtiyaç var.

Varlıklar hiyerarşisinde insanoğlu mesuliyet sahibi, üstün yetenekleri ile idareci konumunda bir varlıktır; hayat ise bir okul. Bu uygulamalı alanda fakir-zengin, güçlü-zayıf, güzel-çirkin zıtlıkları ile karşı karşıya geliyor veya bizzat yaşıyor.

Nesillerimizin nefsi tekâmülü için...

Merhamet, adalet, diğerkâmlık gibi hasletler insanlığın ortak değerleri olarak tarihin başlangıcından beri var oldu.

Dindar ailelerin çocuklarını bilgi yükleyerek eğitme anlayışında bir eksiklik oluşturduğunu bilmemiz gerekiyor. Çünkü imanın hemen yanında salih amel emri var Kur’an-ı Kerim‘de. Nefis eğitimi denilen meselenin yukarıda belirttiğimiz zıtlıklarla karşılaşıp sonra da müspet ve ahlaki gelişim için bilinçli uygulama yapması gerekiyor.

Merhamet, insan hakkındaki modern ezberleri bozabilir. Hayatın içindeki dram, bireyin saklı maneviyatının ortaya çıkması için zemin teşkil edebilir. Merhamet, diğerkâmlık, infak ve yardımlaşma demektir.

Öyleyse çocuklarımızın ve gençlerimizin maneviyatının tekâmülü için bu zıtlıklar dünyasına şahit olmalarını ve insanın mesuliyeti inancını tecrübe etmelerini sağlamalıyız. Her istediğini elde eden, sosyal medyayı gerçek hayat zanneden, karşılaştığı ufak zorluklarda tökezleyip dünyanın sonu zanneden gençlerimiz için erdem ve ahlak lüks söylemler olacaktır yoksa...

Onlara birtakım yardım faaliyetlerinde görev ve sorumluluk vermek, en basitinden çevresindeki ihtiyaç sahiplerine beraber gitmek, değişik ülkelerdeki yardım organizasyonlarına katılmak, paylaşımlar oluşturmaya teşvik etmek, yerinde gözlem ve empati yapmalarını sağlamak, hayatı ruhsal boyutuyla yaşamalarını sağlayacaktır.

'Farkta ol, farkında ol'