Günahı çok… 

Benden adam olmadı gitti, bir gün dahi keremine yakışır şekilde Rabbime ibadet edemedim diyenler kalplerini delip geçen derin bir hüznün ağırlığını taşırlar. İnsanız, hepimiz hatalar yaptık, günahlar işledik ve tevbe ettik. Tevbemizi yine ve yine bozduk, huzuru bulamadık döndük el açtık tekrar pişman olduk. Affedilir miyim deyip hüzünlenerek kaldıramadık başımızı yerden. Peki hatalarımızın başı ne idi, hakikati ne zaman unuttuk? Kendini sigaya çektiğinde her insan fark ediyor ki hataların başı dünya sevgisi ile âlûde olmuş bir kalb... 

Böyle bir kalp insanın değerini yitirmesine, dünya çölünde pusulasız kalmasına sebep olur. Dünya sevgisi ile harap olmuş bir kalb insana, doğru yolu bulacağı gözleri, nasihat duyacağı kulakları, amel edecek azaları kaybettirir. Dünya sevgisi kalbi taşlaştırır böylece hata ve günah dikenleri artık kalbe batmaz olur. Hesap verme bilinci kaybolan, kulluk mesuliyetinden uzaklaşan insan artık içinde sürekli kötülüğü emreden nefsine ve onu hidayet yolundan saptırmaya çalışan şeytana karşı korumasız kalır. Rabbimiz bizi bizliğimize terk etmesin.  

Eğer günah dikenleri kalbimize hala batıyorsa, mahcubiyet libasına bürünebiliyorsak, Rabbimizin rızasını, hoşnutluğunu ‘’kulumsun’’ hitabını arıyorsak bu hâl için Rabbimize hamdedelim, şükredelim. Aftan ümitsizim dediğimiz anda inşa ettiğimiz mahrumiyet ve yeis labirentlerinde kaybolmayalım. Çünkü pişmanlık, tevazu libası giydirebilir ve öyle olur ki kul tevbesini bozmadan çok güzel ameller dahi işlese önceki günahları onu korku ümit ayarında tutar, şımarmaz. Yeter ki biz tevbe edelim ve tevbemizde samimi olalım. 

Bizi tüm bu günah yükünden kurtaracak öyle bir mevsim içindeyiz ki… Önce Recebi şerif sonra Şabanı şerif… Ardından Rabbimizin vaadi Ramazanı şerif… Bugünlerde Şabanı şerifin yarı gecesinde dolunayın parladığı, adeta geceyi ihya edin kalblerinizi böyle nurlandırın, gecenizi taatle aydınlık kılın dediği berat gecesine doğru yol alıyoruz. 

Berat gecesi esrarengiz bir gecedir. Bir sonraki berat gecesine kadar olacakların tespit edildiği ve bunların meleklerin eline toptan verileceği gecedir. Bu gece cennet kapıları açılır. Cennetin birinci kapısındaki melek “Ne mutlu bu gece rükû edenlere’’ der. İkinci kapıda melek ‘’Ne mutlu bu gece secde edenlere’’ der. Üçüncü kapıdaki melek ‘’Ne mutlu bu gece dua edenlere’’ der. Dördüncü kapıdaki melek ‘’Ne mutlu bu gece Allah Teala hazretlerini zikredenlere’’ der. Beşinci kapıdaki melek ‘’Ne mutlu bu gece Allah korkusundan gözleri dolup ağlayan kullara’’ der. Altıncı kapıdaki melek’’ Ne mutlu selam veren kullara’’ der. Yedinci kapıdaki melek “Allah’tan isteyen kul var mı istediği verilsin’’ der. Sekizinci kapıdaki melek “Yok mu kendisine tevbe istiğfar edip de mağfiret dileyen ki mağfiret olunsun’’ diye seslenir. 

Pişmanlık tevbedir. Allah korkusuyla dökülen yaşlar cehennem ateşini söndürür. Dua Allah’ın hükmünü değiştirir, lütfunu kazandırır, hâlimizde değişiklikler olmasına sebep olur. Gelin hep beraber tevbe edelim. Yılda bir defa gelen af gecesini gafletle geçirmeyelim büyük günahlarım var demek yerine bunları affetmeye kadir büyük bir RABBİM var! diyelim. Kendimizi kendi elimizle mahrumlar listesine yazdırmayalım. Ne diyordu Hz.Mevlânâ:  

Bir gececik uyuma, ne olur. 
Ayrılık kapısını çalma bir gececik. 

Bir gececik ata bin, meydana gel. 
Gönüller bir gececik rahat olsun, 
göğüsler meydana dönsün bir gececik. 

 

Bir gececik uyumayalım affıyla lütfuyla sevinenlerden olalım! 

photo (3).png

'Farkta ol, farkında ol'