top of page

YERYÜZÜ İSLAM'A SUSAMIŞTIR.

Bütün kardeşlerimiz mübarek gün ve gecelere kavuşmadan birkaç gün önce kitaplarımızdan bu geceyle ilgili mev-izâ’yı 2 – 3 defa okumalı.

 

       Yeryüzü İslam’a susamıştır, Biz İslam’ı gereği gibi gösterecek olursak, yeryüzünde Müslüman olmadık tek kimse kalmaz. Herkes “MUHAMMEDÜN RASÜLULLAH” der.

 

 “Keramat-ı kevniyye zamanı geçti, şimdi keramat-ı ilmiyye zamanı. İlim de neyle olur; Mekteple, medreseyle olur, ilim adamlarının çoğalmasıyla olur… Din adamlarımız ne kadar çoğalacak olursa manevi hastalıklarımız da o kadar üzerimizden kalkar.

 

 “Biz mi kendimizi daha iyi biliriz, Yoksa Allahu Teala mı bizi daha iyi bilir?”Hiç şüphesiz bizi yoktan var eden Hz. Allah bizi bizden daha iyi bilir.

 

Öyleyse O'nun emrettiklerine itaat; Saadettir.

Yasaklarından ictinab; Saadettir.

Emrettiklerine arka dönmek ; Felakettir.

Yapma dediklerini icra etmek de felakettir.

 

    Bu iki - iki nasıl dört ise bu da böyledir. Dünya ve ahiret saadetimiz için ne lazım?Kur’ân-ı Azimüşşânı öğrenmek lazım.

Ne lazım; Kur’ân-ı anlamak lazım…

 

      Şimdi bir Kur’ân-ı anlama çığırı açılmalı, her mahalleye böyle bir, ilahi kitabımızı gayet güzel, bidayette olduğu gibi anlayacak bir tahsil devresi konulmalıdır.

 

Hz. Allah, Kur’ân-ı Azimüşşânı bizim için gönderdi. Kur’ân-ı Azimüşşânı müstakil ve son bir idare şeklidir.

 

            Ehli mutasavvifîn, büyükler “BUL, BİL, OL” demişler. Bu güzel yolu üç kelimeyle özetlemişler. İslam’ın kaynağı bulunacak. İslam gayet güzel BİLinecek. İslam OLunacak. Sade adlarımız (isimlerimiz) değil içimizde, dışımızda, kendimizde, çoluk-çocuğumuz, konu-komşumuz, hısım akrabamız hülasa 65 milyon (bugün için 80 milyon) Müslüman Türk milleti İslam’ı öğrenip, İslam’ı yaşamalıdır.

 

        Eskiden 32 farzı bilmeyenlerin şehâdeti kabul edilmezdi. Eskiden 32 farzı bilmeyen gençlerin nikâhları kıyılmazdı. Öyleyse başta öğrenilecek şey İLMİHAL’dir. Bütün medreselerde ilk okutulan kitap İLMİHAL’dir.

 

        Hiç olmazsa günde bir saat, iki saat ilmihal kitabı okumak, mümkünse ailece okumak, toplulukça okumak, bir kişinin istifâdesi değil 8–10–20 kişinin istifâdesini kazanmak suretiyle, evlerimizin bir köşesi medrese olmalı, kitaplarla süslenmeli, kitapları kütüphane süsü değil, kafamızın cevheri olarak kabul edip, onları tekrar tekrar okumalı.

 

 Bazı kardeşlerimiz “okuyoruz ama gereği gibi anlayamıyoruz Hazret” diyorlar.

— İkinciye, üçüncüye bir okuyuversen gereği gibi anlayacaksın, bir seferle hiçbir şey olmaz!!!

— Üç beş seferde anlayamadığınız yerler varsa, altını kurşun kalemle çizin, bir ehli bulunduğu zaman ona sorun. O sizi aydınlatsın. Gerekirse lügate bakın. Bizim gerçek dilimizi öğrenmeye çalışın…

 

      Kızının adını Şeyda koymuş.

— Manasına baktın mı, ne demek Şeyda?

— Bakmadım.

— Öyleyse beraber bakalım… Lügate bakıyoruz; Şeyda demek " zırdeli" demek.

— Yahu bunu niye koydun çocuğunun adına.

— Kulağa hoş geliyor.

— Kulağa hoş geliyormuş zırdeli.

 

 İsim müsemmaya (isim konulan kimseye) rucu’ eder, çocuğu etkiler. Bu yüzden “GÜZEL İSİMLER” kitabını yazdık.

 

          Neymiş benim adım Fatma, ama sahne kadını oldum, o orada geçmiyor, ben Fatma’yı bırakıyorum, bundan sonra Serap olacam. Serap; Yani var gibi görünüpte yok olan şey.Ne kadarda güzel isim yakıştırmış kendine, Serap’mış.O zannediyor kendi değiştirdi.Fâtıma Valide’miz seni o isimle oraya çıkarır mı!? Sırtındaki elbise gibi adını da soyup çıkarmış,ondan sonra ne isim alacaksan defol onunla çık!!!

 

O öyle diyor da bu niye böyle demiyor;

          

        Yanlış ama nasılsa Serap koymuşlar, niye bir dilekçe vermiyor da ben Serap’ı kendime yakıştıramadım, manasız buldum. Bundan sonra Fâtıma ismini alacam niye demiyor, Ayşe ismini alacam, Hatice ismini. Bunların kökeni var kökeni, bu isimlerden nasibini alan insanlar bu isimlerin kökeninden de nasip alacaklar. Gel bakalım sen benim ismimi taşıyorsun diyecekler, şefâat edecekler.

 

     Adam sen de öyle de olur böyle de olur (diyorlar). Ne öyle olur ne böyle olur; ALLAH NASIL DEDİYSE ÖYLE OLUR.

 

  بِـــسْمِ اللَّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ ( BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM ) ile başlanan işin besmele çekildiği için yarısı olmuştur zaten. Her şeyin %50’si dua %50’si çabadır.

 

(Çocuklarımıza isim koyarken) Horoz takviminden değil, tarih yazacak isim arayıp–bulup koymalıdır. Tuvaletlere yazı yazacak değil.

 

 TAKVA; MÜSTEHABA FARZ GİBİ SARILMAK, MÜBAHTAN HARAM GİBİ KAÇINMAKTIR. İLAHİ EMİRLERİN EN KÜÇÜĞÜNÜ BAŞ TACI ETMEK, NEHYEDİLEN EN KÜÇÜK ŞEYİNDE YANINA SOKULMAMAKTIR.

 

        İslam sadece 5 vakit namaz değildir. İslam sadece hac, oruç değildir. İslam 24 saattir. Müslüman ferdin (kimsenin) 24 saati İslamca geçecektir. Onun oturuşu-kalkışı, yiyişi-içişi, yatışı, alışverişi, kardeşleri ile muamelesi hepsi birden İslam’a benzeyecektir. Ondan sonra İslam’ın tadı anlaşılır.

 

 Yurdumuzun her mahallesinde, her köyünde bir dua sofrasının bulunması lazım.

 

 Hristiyan “Peder Peder” der durur. Sana ne dedirtir.”Yok mu şu hacılar hocalar” sana da böyle dedirtir. ALLAH akıbetimizi hayır eylesin. (Hıristiyan) kendi demez. Senin başını ortadan kaldırmak için, seni perişan etmek için, seni hayvan sürüsü mesabesine sokmak için böyle dedirtir.

 

        Müslümanlığın alâmeti namazdır. Bir insanın yönü kıbleye alnı secdeye değmedikten sonra İslam'ı yaşayan bir insan sayılmaz.

bottom of page