Hasan Burkay Hz. 

KADİR GECESİ

Kadir, hüküm, kaza, takdir manasına gelir. Kadir gecesi gecelerin en feyizli ve faziletlisidir. Kadir gecesi, Allah (CC.) katında kadrinin yükselmesini arzu edenlerin gecesidir. Bu gece İslam âleminin en büyük dini gecesidir. Kur’an-ı Kerim, Kadir gecesinin büyük muhkem emirlerinin tefrik edildiğini, Kur’an’ın indirildiği ve Kadir gecesini başlı başına bir sure-i celile ile bin aydan hayırlı, mübarek bir gece olduğunu müjdeliyor. Ramazan ayının rahmet dolu havası içinde Kadir gecesi kalkıp varlık alemini yokluk karanlığından çıkarıp kudretini izhar eden Allah’a (CC.) inananrak ve karşılığını yalnız O’ndan bekleyerek ibadet etmek, her faniye nasib olmayacak bir devlettir. Bu devlet ve nimete erişenler pek azdır.

Bilhassa yirminci asrın son yarısında dinsizliğin moda olduğu, maddeciliğin ön plana alındığı bir zamanda, bütün bu bunaltıcı kirli havalardan kurtulup mâdeni lâhuti havası içinde kendini Allah’a (CC) vermek ne büyük bahtiyarlıktır! İnsanlar Kadir gecesinde Cenâb-ı Hakk’ın kullarına olan yakınlığını, meleklerin insanlıktan yana kanat çırpmalarını bilmiş olsalardı hiç uyumaz, ibadetle meşgul olurlardı.

İşte Rabb-ül âlemin’in beyânı:

“Gerçek biz onu (Kur’an-ı Kerim’i) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin büyüklüğünü, fazilet ve şerefini sana bildiren nedir? Kadir gecesi (içinde Kadir gecesi bulunmayan) bin aydan daha hayırlıdır. Onda (Kadir gecesinde) melekler ve ruh, Rab’lerinin izniyle, her bir işi için iner. O gece tan yeri ağarıncaya kadar bir selamettir.” (Kadir Suresi)

Kâinatın Efendisi, insanlığın önderi, ins ve cin peygamberi yeryüzünün tek rehberi Hazret-i Muhammed Mustafa Sallallahü aleyhi vessellem Efendimiz de:

“Her kim Kadir gecesinde bir saat “yani” çobanın koyunu sağacağı kadar ibadetle meşgul olursa bu Allah indinde bütün ömrünü oruçla geçirmesinden daha makbuldür. Beni hak ve hakikatle peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki Allah indinde Kadir gecesi Kur’an’dan bir ayet okumak onu “Kur’an-ı Kerim”i başka gecelerde hatmetmekten daha makbuldür. ( Mişkat’ül Envâr)

Ne var ki Kadir gecesi, Ramazan’ın son on gününde gizlenmiştir. Resûlullah (sav.) Efendimiz Ramazan’ın tamamını ihya ederken bilhassa son on günde ibadet, zikir ve hayrını arttırır, geceleri pek az uyurdu. Sadece kendisi böyle yapmaz, ev halkını da uyandırıp bu feyiz ve rahmetten nasiplerini almasını sağlardı. Ashabına da: “Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününde arayın.” diye tavsiyede bulunur, bunun en güzel örneğini kendi ibadetiyle ortaya kordu.

Önceleri Ramazan’ın ilk on gününde itikâfa girerdi. Sonra Cebrail’in işareti üzerine Ramazan’ın son on gününde itikâfa girmeye başladı, ashabına da bu yolda tavsiyede bulundu. Peygamber’in sünnetini adım adım takip eden Ashâb-ı Kirâm da bu sünnetleri kusursuz yerine getirir, her gün Peygamber’den başka bir emir ve işaret beklerdi.

Sade ehl-i sünnet uleması Kur’an-ı Azimü’ş-Şan’da Kadir ismi üç yerde geçtiği için ebcet hesabı ile Kadir harfleri dokuzdur, üç dokuzun 27 ettiği hesabı ile Kadir gecesi Ramazan-ı Şerîf’in 27. gecesidir demişler. (Hakaik-i Hanefi)

Hak Teâlâ Ramazan ayında Kadir gecesini, cumada icabet saatini, beş vakit namazda salat-ı vustayı, Kur’an’da İsm-i Azam’ı ve diğer ibadetlerde rızasını gizlemiştir. Bunların hepsinin amacı kadrini ve kıymetini takdir ederek her gecemizi kadir yapmamız içindir. Büyüklerden birine: “Hazret bize Kur’an-ı Kerim’deki İsm-i Azam’ı gösterir misiniz?” sözüne, o büyük zat: “Siz bana İsm-i Azam olmayan yerini gösterin de ben de size İsm-i Azam’ı göstereyim.” buyurmuştur.

Kadir gecesinin büyüklüğü: Kur’an’ın nazil olmaya başlamasından beri bu geceye Kadir gecesi denmesi, Cenab-ı Hakk’ın ezelde takdir etmiş olduğu şeylerin bu gecede vakitlerinde sevk olmasından; rahmet ve azab defteri Cebrail’e (as.), nebatat ve erzak defteri Mikail’e (as.), yağmur ve rüzgâr defteri İsrafil’e (as.), ruhları kabzetme ve inkiza-i ecel, Azrail’e (as.) tevdi edildiği bir gece olması hasebiyle de önem arz etmektedir.

Cenâb-ı Hakk Bakara Suresi ayet 30’da meâlen şöyle buyuruyor: “Hani Rabb’in meleklere: Muhakkak ben yeryüzünde benim emirlerimi tebliğ ve infaz edecek bir halife (âdem) yaratacağım demişti, melekler de: “Biz seni hamdinle tesbih ve takdis edip dururken yeryüzünü ifsat edecek ve kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın?” demişlerdi. Cenâb-ı Hakk da: “Sizin bilemeyeceğinizi ben daha iyi bilirim.” Buyurmuştu.

İşte Allahü Teâlâ meleklerin zannettiklerinin aksine kendilerine göstermek için: “Bu gece arza inin! Bakın kullarım bana nasıl ibadet ediyorlar.” Buyurdu.

İbni Abbas (ra.) Kadir Gecesinin nüzulünü şöyle anlatıyor: “Cebrail (as.) Peygamber Efendimiz’e (sav.): Beni İsrail evliyasından Şemun el-Gazi 1000 ay küffarla harp etmiş, sayısız kâfir öldürmüştü (83 yıl 4 ay). Kâfirler usandılar, iman etmeyen karısını elde etmek için “Sana ne istersen verelim, kocanı öldür” dediler. Kadın: “Yapamam.” Dedi. Kâfirler: “Biz sana kuvvetli ip veririz, uyuduğu zaman ellerini ayaklarını bağlarsın.” dediler. Kadın bağladı. Kocası sordu. Kadın: “Denemek için.” Dedi. Şemun silkindi, hepsi koptu. İkincide zincirle bağladı, onu da silkti. Şemun kendisinin bir veli olduğunu, kimsenin zarar vermeyeceğini ancak saçı kesilirse sırrı bozulacağını söyledi. Ertesi gece uyudu, kadın saçını kesti öyle bağladı, kurtulamadı. Kadın kafirleri çağırdı. Kafiler onu götürdü, mezbahada direğe bağladılar. Kulaklarını kestiler, gözlerini oydular; dudaklarını dilini parçaladılar, ellerini ayaklarını kopardılar ve bütün kafirler seyre bakmak için o çatı altında toplandı. Allah (cc.) kendisinden ne istediğini ilham etti. O da eski kuvvetini istedi. Cenâb-ı Hakk verdi. O da çatıyı yıktı, karısı ve hepsi helak oldu. Kendine de azaları ihsan edildi. Peygamber Efendimiz (sav.) ashabına bunu anlattı. Ashab bunun sevabını sordu. Peygamber Efendimiz (sav.) “Bilmiyorum.” Dedi. Cebrail (as.) işte Kadir gecesinin faziletinin Şemun’un bin ay ibadetinden efdal olduğunu bildirdi.”

İmam-ı Razi Hazretleri Kadir gecesinin tulu’ ettiğini şöyle anlatıyor: “Cebrail Allahu Teâlâ bu gece ümmet-i Muhammed’e ne muamele ayledi?” derler. Cebrail (as.): “Allah bu gece onlara mağfiret buyurdu. Yalnız dört sınıf insan bu aftan mahrum kaldılar:

  1. Şarap içenler

  2. Ana babasına asi olanlar

  3. Sıla-ı rahmi terk edenler

  4.  Din kardeşine üç günden çok küs duranlar.

İbni Abbas (ra.) “Bir kimse Kadir gecesinde her rekâtında bir Fatiha ve yedi ihlâs-ı şerif okuyarak iki rekât namaz kılıp selam verdikten sonra 70 kere (Estağfirullahe ve etubu ileyh) dese daha yerinden kalkmadan Allah (cc.) o kimseye mağfiret buyurur.” Der.

Bu gecenin faziletinin haddi payanı yoktur. İnsan bu gece kaza namazı kılmak, nafile ibadetler yapmak, sadaka vermek, fakirleri, kimsesiz, biçareleri sevindirmek, konu komşuya hal hatır sormak, küslerle barışmak ve küs olanları barıştırmak, hukuk sahipleriyle helalleşmek gibi vazifeleri yerine getirmeye çalışmalı, tabi kabir ziyaretlerini de ihmal etmemeli.

Hz. Aişe Sıddıka (ra.) Validemiz sordu: “Yâ Resulullah! Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” dedim. Resulullah (sav.):

“Allahümme inneke afuvvun tühıbbül affe fağfu anni / Allah’ım! Sen affedersin; affetmeyi seversin. Beni de affeyle!” diye dua et.” Buyurdu.

Biz de bu mübarek gün ve gecelerde bu duayı yapıyor Allahü Teâlâ’nın affına mazhar olmayı diliyoruz. Âmin.

 

Mev’iza-i Hasene Cilt 4

'Farkta ol, farkında ol'