Hasan Burkay Hz.

ÜRETEN Mİ? TÜKETEN Mİ?   
 

Hayatta insan arı misali üretici olmalı, sivrisinek misali tüketici olmamalı. Hepimizin bildiği meşhur hikâyedir o, yazı topyekun çalışmakla geçiren arılar kışı da gayet rahat yuvalarında endişeden uzak bir şekilde geçiriyorlar. İşte dışarıda ayazın cirit attığı bir günde sivrisinekler arıların evlerinin kapısına dayanmış, “Arı kardeş bizim yiyeceğimiz bitti. Sizlerden biraz yiyecek almaya geldik.” demişler. Arıların reisi, “Siz yazı nasıl geçirdiniz?” demiş. Sivrisinek de “Saz çalmakla.” demiş. Arı cevabı yapıştırmış, “Yazı saz çalmakla geçirenin kışı da oynamaktır işi. Şimdi de oynayın biraz.”demiş.
Hiç kendinizi incelediniz mi? Siz üreten Müslüman mısınız yoksa tüketen mi? Başka bir ifade ile hizmet eden misiniz yoksa hizmet edilen mi?
Yani hep başkaları hizmet üretiyor siz de istifade etmeyi mi tercih ediyorsunuz? Yoksa siz de harekete geçiyor kendi çapınızda üretilen bir hizmetin ucundan bacağından tutuyor, üretime katkıda bulunanlardan mı oluyorsunuz?
Yani hizmet edilen sınıfa mı giriyorsunuz, yoksa eden sınıfında mı yerinizi alıyorsunuz? Avamın, halkın anlayışı: siz oturun size hizmet etsinler. Çünkü siz farklı insansınız başkaları üretsin siz tüketin. Size tüketmek yakışır, üretmek değil. Üretmek amele işidir zihniyeti Allah Resulü’nün (sav.) tasvip buyurmadığı saf temiz İslam’ın da uygun bulmadığı anlayışlardır.
Değil mi dünyadayız ufak, büyük; tahsilli, tahsilsiz kim olursa olsun bu dünyanın bir ucundan tutmak mecburiyetindeyiz. İnanmışlar piyasadan el etek çekerlerse ne idüğü belirsiz kimseler ortalığı istila eder, dünya yaşanmaz bir hal alır. Yurdumuzun her sahada elemana ihtiyacı vardır elimizden ne geliyorsa geri koymayarak üretici olmanın çarelerini aramalıyız.

 

Allah Resulü (sav.) bakın nasıl üretimi tercih ediyor, hizmet edilen değil de eden olmayı nasıl dikkatimize sunuyor.
Bir savaş dönüşünde mola verilmiş, öğle yemeği hazırlamak isteyen ashab kesecekleri devenin hizmetini konuşuyorlar. Biri ben deveyi getireyim öteki ben de keseyim bir başkası da et hazırlamada görev alayım derken Allah Resulü (sav.) de oturduğu yerden kalkıyor ve şöyle diyor: “Ben de ötelerden odun toplayıp da ateşin yanına getireyim.” Diyorlar ki: “Hâşâ, ya Resulullah! Siz oturun, biz hizmetin hepsini de yapar huzurunuza getiririz.”
Şöyle buyuruyor Allah Resulü (sav.): “Bilirim ki siz bütün hizmeti yapar, ayağıma getirirsiniz. Ancak ben başkaları hizmet ederken seyirci kalmak istemem. Ben de hizmet edenler arasında yerimi almayı tercih ederim.” İşte Allah Resulü (sav.) hizmet edilen değil de üreten olmayı böyle ibretimize sunmuş oluyor.

Nitekim sahabe arasında bir zat hakkında şöyle böyle konuşulurken biri şöyle bağladı sohbeti dedi ki, “Ben onunla hacca gittim, çok ibadet eden birisidir. Her konaklamada namaza durur, çok ibadet ederdi .” Efendimiz (sav.) sorusunu şöyle sordu: “Her konaklamada ibadet ederdi de devesinin yemini, suyunu kim verir; kendinin hizmetini kim yapardı?” Dedi ki, “Hizmeti biz yapardık. Efendimiz (sav.) burada da tarihi sözünü şöyle söyledi: “Demek siz ondan çok ibadet etmişsiniz. Çünkü o hizmet edilenlerden olmuş, hizmet edenlerden değil!” Bu konuda en çarpıcı bir misal de meşhur vaiz Yahya bin Muaz Hazretlerinindir. Yahya bin Muaz kardeşinden almış olduğu mektubunda , “Burada, Mekke’de durumum çok iyi. Bir de hizmetçim var. Bana çok iyi hizmette bulunuyor.” demesi üzerine Hicri 3. asrın ünlü vaizi kardeşine şöyle ikazda bulunuyor: “Hizmet edilen olmakla iftihar etme de hizmet eden olmakla iftihar et! Zira hizmet edilmek Allah’a mahsustur. Hizmet etmek de kula mahsustur. Sen Allah’a mahsus bir sıfatla muttasıf olmayı düşünme de kula ait sıfatla muttasıf olmaya çalış.”
Şimdi kendimize soruyoruz bizim halimiz nasıl, durumumuz hangi merkezde? Ne güzel denilmiş yâr olup bâr olma,  ümmeti Muhammed’e hamallık yap hamallık yaptırma.

Hz. Ebubekir’in (ra.) şu halini bir düşün! Devesinin üzerinde iken elindeki kamçısı yere düşmüş, yanında bir sürü sevdikleri sevenleri var iken devesinden inmiş, kendi almış.
Bu güzel yolun kaideleri bunlardır benim sadık kardeşlerim inşâAllah çabamız da bu yolda olsun. Cenab-ı Zât-ı İlâhiyesine hizmetimizi çoğaltsın, kullarına da daimi hizmet ettirsin.

MEV’İZA-İ HASENE, CİLT 4

'Farkta ol, farkında ol'