Şeyma Doğan Haziran 2018

‘Guru’ Gürültü

Hint ağırlıklı Uzak Doğu felsefesinden ve dinsel öğretilerinden beslenen Yoga, reiki, transandantal meditasyon aslında son 10 yılın en tehlikeli akımlarından. Gerçek amacını ve içeriğini öğrenmeyip sadece zayıflamak için başka çaresinin kalmadığını düşünen insanların ağırlıklı katılımcılar olduğu birçok kurs mevcut.

Bundan 12 yıl önce Yoga yavaş yavaş popüler oluyordu ve herkesin bununla ilgili farklı düşüncesi vardı. Kimisi inceltiyormuş diyordu, kimisi boy uzatıyor diyordu kimisi bağdaş kurup havaya yükselebiliyormuşsun 3 derste diyordu. Bendeniz de bu vaatleri çok ütopik bulmuştum ama içeride ne oluyor diye çok da merak ettiğimden 45 dakikalık bir bölüme girmiştim. O kısacık zaman diliminde olanları aynen aktarıyorum:

Sınıftakiler full konsantrasyon, sessizlik içerisinde ve gayet saygılı bir biçimde ders veren Guruyu bekliyorlar bir kere. Onun her dediği harfi harfine uygulanıyor ve ona normal bir insandan ziyade ruhani bir kimse gibi bir rahip gibi davranılıyor. Derslerde vaatler çok yüksek. Daha birinci dakika da düzenli yoganın insanın 4 cm. kadar uzattığı, gerekli önem verilirse iç huzura kavuşulacağı ve mental rahatlama olacağı söyleniyor. Sanki Hindistan’da bir tapınaktaymışsınız gibi müzikler, tütsüler ve resimlerle dolu bir sınıftasınız zaten. Katılımcıların yüksek adanmışlıklarından bu vaatlere yüzde yüz inandıkları belli. Kısa bir zaman dilimde, yaklaşık 10 dakika, gözü kapatarak ‘Rabıta’ yapmanızı istiyorlar. Tabi bunu zikir halkasında bir Din Âlimi tarafından söylenmediği için herkes o kadar kendini vererek yapıyor ki, inanılmaz… Bu arada sürekli telkin veriyor yaptıran.’Gözünüzü kapatın, harika bir yerdesiniz, huzur kalbinizde, gittiğiniz yerin kraliçesi sizsiniz, siz çok önemlisiniz gibi gibi.’ Dersin sonlarına doğru insanın en çok istediği şeyler için aslında sadece evrene pozitif enerji yaymasının yeterli olacağı ve enin sonunda onu elde edeceği belirtiliyor. Yani hiçbir şey yapmanıza gerek yok. Ev mi istiyorsunuz araba mı, gün içinde ‘sana pozitif enerjimi gönderiyorum sende bana ev/araba gönder’ demeniz yeterli! İşte bu kadar kolay..

O yıllar aynı benim gibi merakla başlayıp işin sonunu çok farklı yerlere vardıran oldu. Düşünceleri ve duyguları tüketmeye yönelik bir hayat döngüsünde olan insanlar bu kancalara çok rahat takıldılar, takılıyorlar. Vaatler güzel çünkü. Zaten teknolojiyle iyice yalnızlaştırılan insan, bireysel kurtuluşunun da içinde aramak olduğuna inandırılıyor. İç âlemi çıkmaz sokak olanlar kendini hiç tahmin etmedikleri noktalara vardırıyor. Kalbinde Allah aşkı olmayanlar, zaten temelinde dini öğreti olan bu çağrıları içselleştirmeye ve gerçekten inanmaya başlıyorlar. Kalbinde ki boşluğu o huzur sandığı fos vaatlerle doldurup doldurup boşaltıyor.

Namaz kılanın Yogaya mı ihtiyacı olur!

İhtiyaç duyanlar; duanın, tefekkürün, tövbenin ve güzel ibadetin insanı ne denli güçlü ve huzurlu kıldığını bilmeyenler ya da bilmek istemeyenlerdir.

İslam’ı deforme etmek adına yüzyıllardır birçok şey yapılıyor. Bazen bunlara İlahiyatçı olarak görünen ‘kimseler’ alet ediliyor, kimi zamanda bu gibi akımlar ithal edilerek akıllar perdelenmeye çalışılıyor.

Müslümanlar bu kancalara takılmamalı ve tehlikenin büyüklüğünün de farkında olmalı!

İbadetin en güzelini yapan insan Yogaya neden ihtiyaç duysun ki? Müslüman zaten günde 5 vakit namazını kılarak huzurun en âlâsını elde ediyor. Nitekim Ra’d Suresi 28.ayette ‘Onlar, inananlar ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.’ Buyurulmuştur. Rabbiyle öyle güzel bağ kuruyor ki bu huzur onun tüm hayatını kucaklıyor, sarıyor sarmalıyor. Bu huzur sahte de değil üstelik gerçek…

Ülkemizin, İslam diniyle yakın bağ kuramamışlar için sonu korkunç olabilecek bu akım ve çağrılardan olabildiğince hızlı bir biçimde arınması gerekiyor.

'Farkta ol, farkında ol'