Aslı Erdul / Şubat 2018

Biri Bin Yapmanın Adıdır Bereket

Değerli olanın, gözün gördüğü elin saydığına indirgendiği modern dünyada değeri kendisiyle katlanan pek çok kıymetli kavram ve bu kavramların bağlı olduğu güzel ahlaklar unutuldu. Bunlardan birisi de atasözü olarak dillerde kalıp, manası gönüllerden silinen bereket kavramı oldu.

Nedir Bereket?

Bir nesnenin artıp çoğalmasına bereket denir. Bereket kelimesinin özünde sabit olma bir yere yerleşme anlamları da vardır. Bu da ilâhî nimetin, hayrın, saadetin, rahmetin kullara çökmesi suretiyle sabit, devamlı hale gelmesi olarak anlaşılmıştır.[1] Bereketi, sayısal çokluktan ziyade artma ve çoğalmada süreklilik ve istikrar olması yani az şeye mukabil elde edilen daha çok fayda olarak da anlayabiliriz.

Bereketi ihtiva ettiği derin manası bakımından unutan insanlar, onu yüzeysellikte arar oldular. Kimi feng shuinin bereket kurbağasını satın alarak,  kimi bilmem başka uzak doğu felsefesine göre evini dizayn ederek bereketi aramakta.

Peki, Allahın ilahi bir lutfu olan bereket nasıl elde edilir?

Allah’ın insanlara lütfettiği her şeyin özüne bırakılan rahmettir aslında bereket. Sayısal çokluk ve zenginlik bereket anlamı taşımaz. Öyleyse bereketi maddi manevi olarak iki boyutlu olarak anlamaya çalışmalıyız. Allah Teâlâ insanın malına, rızkına, ömrüne, zamanına, aklına ve ahlakına bereket ihsan eder. Ancak bereketi çağıran şartlar vardır.

Mallara İnen Bereket

Malının bereketli olmasını isteyen kişi öncelikle rızkını helal kazanç yolundan elde etmeye gayret etmelidir. Üstazımız Hasan Burkay (ks) ‘’Gözün çokta değil berekette olsun. Allah bereket elini çekerse çok, hiç olur, az çok olur’’ buyurmuşlardır. Tabi bu iktisatta bereket görmenin de bir neticesi olur.’’Giyimde, yiyecekte israfsız bir hayat olan sünnete dönülür; gereksiz olanı ihtiyaçtan çıkarır, zaruri şeylere harcama yapmakla iktifa edilirse kul, iktisadın bereketine nail olur.’’[2]  Böylelikle insanın rızkı hem geçimine yetişir hem de kazancıyla ahiret yatırımı olacak işler yapabilir.

‘’Az bir mal bereketli olduğunda çok kimsenin rahat etmesine, çok iyi işlerin yapılmasına vesile olur. Bereketli olmayan çok mal vardır ki sahibinin dünyada ve ahirette felaketine sebep olur. O halde malın çok olması değil bereketli olması istenmelidir.’’buyuruyor İmam-ı Gazali Hazretleri de. Mala bereket indiğinde sadaka-i cariye hükmünde kıyamete kadar faydalanılacak bir kazanç kapısına dönüşebilir; az mal ile elde edilen fayda artar. Veya tam tersiyle birikimini faize yatıran kişi, artacağını umar fakat Allah o faizi tüketeceğini mahvedeceğini;  Allah için verilen kırkta bir oranında zekâtın veya sadakaların ise malı eksiltmeyip artıracağını taahhüd eder.’’

“İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faiz, Allah yanında artmaz. Allah’ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekâta gelince işte onlar malları kat kat artmış olanlardır.”[3]

“Allah faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir’’[4]

Vererek artırmanın adı berekettir bir diğer deyişle.

Allah yolunda mallarını harcayanlar, Kur’an’da, yedi başak bitiren bir dane her başakta yüz dane örneği ile tanımlanmıştır.[5] Vererek artıranlar bereket sırrına nail olmuşlardır.

İnfakın neticesi olarak inen bereket, kaza ve musibetlerden kurtuluş olarak da kendini gösterebilir. “Siz hayra ne harcarsanız Allah onun yerine başkasını verir.”[6]

Manevi Rızıklar İçin de Berekete Talip Olunmalı

Hak Teâlâ’nın manevi rızık olarak verdiği şeylere bereket talebinde bulunmaktan da gafil olmamak gerekir. Bu manevi rızkın içinde aklı, kanaati, ilmi, marifetullahı, muhabbetullahı, istidadı örnek verebiliriz.

Zemahşeri’nin infak edilen malın karşılığında Allah’ın insana bitmeyen hazine olan kanaat duygusunu vermesi şeklinde bir tespiti vardır mesela. Yani bereket manevi bir rızık olarak kanaat suretinde de kula inebilir. Kanaat alışılan ve ülfet edilen şeylerin bulunmaması halinde huzur içinde olmaktır.[7]

Gönüldeki hırs, tamah, hased, müstağnilik gibi ahlak-ı zemime ancak kanaat duygusu ile tedavi olur. Kuran’da Karun’un veya bahçe sahiplerinin kıssası bizler için bu noktada güzel bir ibrettir.

Aklın bereketi hâsıl olursa kişinin feraseti, marifeti, ilmi,  teslimiyeti, tevekkülü artar. “Bir kimse Allah hakkında marifet sahibi olursa maişeti saf ve temiz olur. Hoş bir ömür sürer, her şey ondan korkar, mahlûk korkusu kalbinden gider.’’ Marifetullah istikamet ile merzuk olabilmeye vesiledir. Bu niteliklerle mücehhez olmuş akıl, akl-ı selimdir berraktır.

İmanın kuvvetlenmesi ile bereketini görmek mümkündür. Tarikat terbiyesi, imanın kuvvetlenmesinde nebevi bir modeldir. İmanın bereketi güzel ahlaktır.

Nefis tezkiyesi maksadıyla mürşid terbiyesine girenler için yolun bereketi veya Saadatlarının bereketini görürler. Yolun bereketli oluşu ile irşad, irfan,  hizmet, asırları, kıtaları aşar. Yine bu yolun yolcusu olanlar kalb aynasını zikirle parlattıkça muhabbetullah meyvesini tadar kendi kusurları ile meşgul olurlar.

Ömre ve Zamana Bereket Verilmesi

Uzun ömürlü olmak çok yaşamak anlamına gelir mi? Allah zahiren kimilerine kısa bir ömür vermiştir fakat ona büyük bir bereket lutfetmiştir. Mesela Nakşibendî meşayıhından Mevlana Halid Bağdadi (k.s) 50 yıllık ömründe pek çok ilim sahasında âlim olmuş tarikat terbiyesinden geçerek mürşidi kâmil olmuş ve 90 adet mürşid yetiştirerek ilim irfan ve irşad hizmetinde nadir bir şahsiyet olarak anılmıştır. İmam-ı Gazali, İbn Sina yine kısa ömürlerine bereket lütfedilmiş şahsiyetlerdir. Ömre bereket inmesi için kulun say u gayreti paratoner mesabesindedir.

Kur’an’a ve Hadislere Göre Bereketi Artıran Faktörler

Her birerlerimiz Allahü Teâlâ’nın lütfetmiş olduğu maddi-manevi tüm nimetlerin bereketlenmesini arzu ederiz/etmeliyiz. Allahü Teâlâ hem Kur’an-ı Kerim’inde hem de sevgili Peygamberimizin (sav) dilinden bereketi kazanabilme yollarını açıklamıştır. En değerli yatırım olan bereketi talip olanın ve gereği ile amel edenin alacağı ise muhakkaktır. Kur’an ve hadis kaynaklarında berekete sebep olacak ameller başlık olarak şöyle geçmektedir:

  • Allah’ın emirlerine uymak, O’na iman ve takva (Maide,66- A’raf 96, Talak, 2-3)

  • İstiğfar etmek (Hûd,52;71/Nûh,10–12)

  • Şükretmek (İbrahim,7)

  • Namaz kılmak (Taha, 132)

  • İnfak etmek (Sebe,39)

  • Kur’an okumak (En’am 92)

  • Toplulukla yemek yemek, yemeği önünden yemek, yemekten önce ve sonra elleri yıkamak (İbni mace)

  • Selam vermek (Tirmizi)

  • İstihare yapmak (Buhari )

  • Her hayırlı işe besmele ile başlamak (İbni mace)

  • Sıla-i Rahim (Müsned, Buhari)

  • Erken kalkmak (Müsned)

  • Dini korumaya ihtimam (zinadan günahtan uzaklık) (İbn Mace, Beyheki)

Ancak her kulun nasibini de verici olan Zat, yalnız Allah’tır. O nedenle bu hususta dua ile Rabbin fazlından istemeli tevfikini refik eylemesi için niyazda bulunmayı da ihmal etmemeliyiz. Tevfik, biri bin yapan ilahi tasarruftur. Allah kuluna bu nimeti nasip ederse zamanını bereketli kılar ve az zamanda çok hayırlı işler görmesini lütfeder.

Cenab-ı Hakk bu yolda her birerlerimize tevfikini refik eylesin inşâAllah. (âmin)

 

 

 

 

 

 

 

[1] (Türkmen, Kur’ân-ı Kerim ve Kitab-ı Mukaddeste ‘Brk’ ‘Sbh’ ve ‘Kds’ Köklerinin Semantik İncelemesi, s.193.)

[2] (Mev’iza-i Hasene 4)

[3] Rum Suresi 39

[4] El-Bakara 276

[5] Bakara Suresi 261

[6] Es-Sebe Suresi 39

[7] (Kuşeyri Risalesi marifet bahsi)

'Farkta ol, farkında ol'