NASIL OLMALIYIZ?

Allahü Teâlâ’nın (cc) en büyük mucizesi hayattır, Kıymetli Kardeşlerim.

İnsan, hayatı bilgisi sayesinde kavrar, nasıl bir nimet olduğunu idrak eder. Bilinç ise imanın mihverinde teşekkül ettiğinden imandan daha büyük bir güç yoktur. Sabır; iman mihverinde sınanmamız, test edilmemizdir. Nasıl altın yabancı maddelerden ayrılmak için ateş potasından geçmek zorundaysa mümin de öylesine yakıcı bir süreçten geçmek zorundadır. Muvaffak olan hem kurtulur hem kurtarır.

Kurtulup kurtarma melekesine nail olabilmek için şu on beş maddeyi ileri sürmüşlerdir. Ama bu maddeleri daha da çoğaltabiliriz.

1-Ruh ve zihin dünyamızın zenginleşmesine önem vermeli, birbirimizi sevmeliyiz. Bu dünya sevgi dünyası, dünya sevgisi değil.

2-Sade hayat ve tüketime karşı alternatif yaşama biçimleri geliştirmenin yollarını aramalıyız. Zira bizim vatanımız, bizim topraklarımız çok güzel ve çok verimlidir. Kazı kazanı bırakıp çalış kazana yönelmeliyiz.

3-Medyaya karşı sohbeti ve bire bir ilişkiyi geliştirmeliyiz. Televizyon bilgi sahibi yapmaz. Her gün evimize giren çoluk çocuğumuzla okuduğumuz gazeteler ile daha yakından ilgilenmeliyiz. Yahudi gazeteyi alır almaz paket yapmış.’’Ne yaptın bakmadın bile.’’ Diyene ‘’Biz gazetemizin yaşaması için alırız.’’ demiş .

4-Şahsiyet sahibi insanlar olmalıyız. İnsan kapasitesini yükseltmeliyiz. Bunun yolu da dinimizi, kendimizi ve hayatı ciddiye almaktan geçer.

5-Vakti gelen ibadeti yerine getirmeliyiz. Yapabileceklerimizi yapmalıyız. Şu yakinen bilmeliyiz ki dünyaya gelişimizin ana gayesi Rabbe kulluktur.

6-Aileyi güçlendirmeli, anneliği öne çıkarmalıyız. Aile bizim direnme ve dirilme yerimizdir. Kur’an deyimiyle ev ‘’karargâh’’ tır. Bilmeliyiz ki doğru model ‘’çekirdek aile ‘’ değil, yaşlıları da içine alabilen ‘’geniş aile’’ dir. Bunun için yeni mekân, yeni oturma biçimlerine ihtiyacımız vardır. İlahi fermanın buyurduğu gibi annemiz babamız yanımızda ölsünler.

7-Sivil cemaat konseptleri geliştirmeliyiz. Haramdan kaçmalı, hiç değilse farzlara sarılmalıyız. Kâinatın Efendisi ‘’Cemaatte rahmet, ayrılıkta azap vardır.’’ Buyurmuşlardır.

8-Özgürlürlük, insan hakları, demokrasi gibi ideaları yeniden tanımlamalı, kendi kaynaklarımızla ve fıkhi çerçeveye oturtmalı ve bunları halk tarafından benimsenen kültürün bir parçası haline getirmeliyiz.

9-‘’Öteki‘’ ile bir arada yaşama biçimleri geliştirilmeli, bunun somut örneklerini koymalıyız. Çünkü küreselleşmenin en büyük zaafı ‘’öteki’’ ile yaşama noktasından ortaya çıkan sorunlu ilişkiler. Ne Avrupa’nın ‘’geleneksel modernlik‘’ projesi ne de bugün Amerika’nın başını çektiği ‘’küresel modernleşme’’ bunlar soruna bir çözüm bulmuş değil. Beşeri hayatı tehdit eden bu soruna İslam çözüm bulacaktır. Bunun için ‘’diğer dinlerle diyalog’’ , ‘’laiklerle ve inanmayanlarla hoşgörü‘’ konsepti esastır. Temel ilke ‘’yaratılanı Yaradandan ötürü‘’ hoş görmek ve onunla tearuf içinde olmaktır.’’ ‘’Maruf ve münker’’; bütün dinlerin, akıllarını ve fıtratlarını iyi ve kötü olarak kabul ettiğidir. Zira yeryüzü İslam’a susamıştır. İslam’ı İslam gibi takdim edecek olursak yeryüzünde Müslüman olmayan kalmaz.

10-Büyük ümitlere kapılmadan yarın AB‘ye girecekmişiz gibi hazırlık yapmalıyız. Ama İslam dünyasının bir parçası olduğumuzu ve küresel zamanda asıl rolümüzü bu dünyada oynayacağımızın bilincini kaybetmemeliyiz. Er geç İslam pazarlarını kurup bizim onlara yalvarmamıza neden olmak yerine onların bize yalvarmasını sağlayacağız.

11-Ailede, toplumda ve başkalarıyla olan ilişkilerimizde, ahlaklı, doğu ve güvenilir, Peygamber Efendimiz’in izleyicileri olarak (es-Sıddıku’l Emin ) mümin insanlar olmalıyız. Bu halet-i ruhiye bizi dünyada memnun ve mesrur eder, ahirette âli makamlar lutfeder.

12-Diğer müslümanlara karşı duyarlı ve sorumlu olmalıyız. İslam büyük bir dairedir. Bu dairenin merkezinde Allah’ın birliği, inancı ve fikri (tevhid)) vardır ve bu dairenin içerisinde olup da kendini müslüman sayan herkesi müslüman kabul etmeliyiz, kardeş bilmeliyiz. Her grup, küçük büyük, şucu bucu bir ırmaktır ve bu ırmak İslam’ın nehrine akar. Çalışma usullerini beğenmediğimiz grupları desteklemesek bile, en azından onlara köstek olmamalıyız. Müslümanların kendi aralarında ‘’azami müşterekleri’’ müslümanlar olmayanlarla ‘’asgari müşterekleri ‘’ var. Asgari müşterekleri öne çıkarmak gerekir.

13-Ahlaki, iktisadi ve kültürel alanlarda ‘’uluslar üstü ortaklar ve ortaklıklar‘’  aramalıyız. Özellikle bilgi, eğitim ve ticaret, yeni küresel zamanın dönüştürücü gücüdür.

14-Kültürün, siyasetin ve yaşama biçimlerinin tüketicisi olmamalıyız.

15- Küresel zamanın aklı, vicdanı ve ufku olmalıyız. Çünkü ‘’ Peygamber bizim üzerimizde şahit, biz de insanlar üzerinde şahidiz.’’ İşte kıymetli kardeşlerim üzerime düşen çok vazifeler var. Cenab-ı Hak milletçe muvazzaf olduğumuz vazifelere eğilmek üzerimize düşen şeylerle meşgul olmak, fertlerin ilerleyip düzelmesiyle milletlerin de düzeleceğine inanmak ve şu âlemin susamış olduğu islamı islamın güzellikleri ile yaymak ki bugüne kadar hep böyle olmuştur. İslam gittiği yere medrese, cami, han hamam götürmüş yeryüzü bu güzellikleri görerek adil ve güzel idareyi benimseyerek müslüman olmuşlardır. Allah (cc) bu güzel din-i mübini islamın güzelliklerini hep beraber görmemizi göstermemizi vakit geçmeden nasip etsin. Âmin.

'Farkta ol, farkında ol'