top of page

BİR YÜCE RUHUN GÖNLÜNDE HAKİKAT YOLCUSU OLMAK 

Bir sevgili yâr düştü gönlüme... Resul’ün (sav) ümmet aşkından nasibime düşen bir katre olsa gerek! Uçsuz bucaksız bir muhabbete gark oldum O’nun (ks.) yüce gönlünde...  

Öyle sonsuz bir muhabbet ki bu, sorgusuz sualsiz sarıp sarmalar beni. Ne yüzümün karası ne yolumun şaşması ne de ayağımın kayması alıkoyar bizi birbirimizden. O yâr ki, hatalarımı merhametiyle yıkar, isyanımı göğsünde yumuşatır. Kimse merhamet etmediğinde bana, hatta ben bile, O (ks.) kendime olan ihanetime de acır ve yine benim için oradadır. 

 Öyle aydınlık bir ufuk serer ki gözlerimin önüne; ötelerin de ötesi. O (ks.) elimden böyle sıkı tutunca ayağımdaki yırtık çarığa bakmaz ufka doğru gitmekten alamam kendimi. Bazen koşar bazen emeklerim … Kimsesizliğimin bir kimsesi var ya, düşsem de kalkarım mutlaka. Gözüm karardığında ve artık göremez olduğumda, bir tebessümü yeter dünyamı aydınlatmaya. Öyle bir tebessümdür ki o, bir an bile düşse gönlüme tüm kara bulutları dağıtır. Elini hissedince sırtımda, aşılmazlar aşılır.  

Ben varlık aynasında bir sefilken, O (ks.) bende cevher görür. Ne bataklıklara atarım da kendimi yine vazgeçmez, ümit kesmez benden.  

Evladımdır demiş ya bir kere; artık ben bana rağmen O’nunlayım O (ks.) da benimle. Ne benim küçüklüğüm ne de O’nun (ks) büyüklüğü perde olur aramıza. Sonra her zerreme nüfuz eder himmet nuru. O’nun (ks.) Hakikat süzgecinde süzülür her kararım, duasına eklenir her duam. Gönlüm gönlü peşinde, yolum O’nun (ks.) izinde… 

Attığım her adım daha önce yüründü, her bedel ödendi, her sır keşfedildi, bilirim...  

Bir yüce ruhun peşi sıra gitmek düştü payımıza. Bir nazlı kulun nazlı evladı oluverdik haddimizi aşarak. Kapının üst eşiği olmaya layık görüldük düşkünlüğümüze bakılmadan. Biz layık olamasak da O (ks.), gönlünde taşıyıverdi bizi ulaşamayacağımız her menzile.    

Çünkü O (ks.) öyle layık ki, dilinden dökülen zuhurat, gönlünden geçen hakikat olur. Bir nazarına mazhar olan dünya ve ahirette bahtiyar olur. Yolda rastlayan, düşünde gören, eteğine yapışan, gönlüne düşen ve O’na (ks.) gönül düşüren… Fark etmez! Kurtuluşun talibidir hepsi.  

İki göz kapağının arasındadır; zamansız, mekânsız gelir ve bulur.  

İki kaşının arasında ummanlar gizli, iki dudağının arasında hep Allah (cc) zikri…  

Sade ve vakur; asil ve yüce…  

Bir Rabbani lütuf, bir Nebevi nefes, bir ince ruh… 

Merhamet timsali, Hakk aşığı, Peygamber vârisi, Hâdim-ul Fukarâ Hasaneyn’il Hüdaverdi (ks).  

bottom of page